7 Ekim 2020 Çarşamba

Yazın cilt bakımı nasıl yapılmalı?

Doğru cilt bakımı nasıl yapılır? Cilt bakımınızı yaparken bu 5 şeye dikkat edin.



Doğru cilt bakımı nasıl yapılır? Cilt bakımınızı yaparken bu 5 şeye dikkat edin.
Yazın cildimiz aşırı güneş ışığına, neme, klora ve tuzlu suya maruz kalır. İşte size yaz mevsiminde parlak ve göz alıcı bir cilt için 5 püf noktası:
 
1- Kirli deriden kurtulun
 
Kuru masaj, cildinizin en iyi dostudur. Her gün duştan önce bir vücut fırçası kullanarak yapacağınız küçük bir masaj, kirli derinin dökülmesini, selülit oluşumunun azalmasını, lenf sisteminin düzenlenmesini ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar. Kalp çevrenizi, küçük ve dairesel hareketlerle ovmayı sakın unutmayın. Sonrasında duş alın ki dökülen kirli deriden arınabilesiniz. Organik bal, deniz tuzu, jojoba yağı ve lavanta, gül ve sandal ağacı karışımlarından oluşan doğal ve bitkisel karışımı vücudunuzu ovmakta kullanabilirsiniz.
 

 
2- Cildinizi nemlendirin
 
Dökülen derinizi temizledikten ve rahatlatıcı bir duş aldıktan sonra, kimyasal içermeyen bir losyon ya da bitkisel bir yağ kullanarak vücudunuzu nemlendirmelisiniz. Deri, vücuttaki en büyük organdır ve aldığınız her şeyin yüzde 60'ını kendine saklar, neden saf ve organik ürünlerden başka bir şey kullanasınız ki? Duştan sonra, soğuk preslenmiş hindistan cevizi yağı kullanarak vücudunuza masaj yapın. Yaz mevsimi gibi kokacak ve Hindistan cevizinin sağladığı parlaklığa hayret edeceksiniz. Eğer çok yağlı bir cildiniz varsa, yüzünüzden ve saç derinizden uzak durun. Hindistan cevizi harika bir güneş sonrası ürünüdür ve güneş yanıklarının tedavisinde oldukça etkilidir. Biraz da aloe vera jeli katın ve güneş yanığınızın altın bir ışıltıya dönüşümünü izleyin!
 
3- Terleyin
 
Yoga ya da yürüyüş yapma, koşma, bisiklete binme veya yüzme olsun, düzenli egzersiz ten renginizi parlaklaştırır ve cilt sağlığınızı düzenler. Hareket etme, hücrelerinizdeki atıkları taşıyan lenf sistemini canlandırır. Eğer yoga ile ilgileniyorsanız, yüze doğru kan akışını hızlandırmak ve lenf sistemindeki hareketi güçlendirmek için devrik, baş aşağı pozisyonlara yoğunlaşın.
 

 
4- Nefes alın
 
Bu, tarihin en basit güzellik notu olabilir! İyice ve derince nefes almak, soluk verme esnasında karbondioksiti daha rahat boşaltmayı ve nefes alma esnasında daha çok oksijen almayı sağlar. Bu yüzden ki yoga, bedeni doğal olana yakınlaştırır ve derideki, bağışıklık ve sindirim sistemlerindeki iltihaplanmaları önler.
 
5- Susuz bırakmayın
 
Aloe vera, sağlıklı bir cilt için iyi bir tamamlayıcıdır. Ancak, her markette bulunabilen parlak renkli aloe içeceklerinden uzak durmanız gerekiyor; çünkü bunlar yalnızca yapay renklendiriciler, aromalar ve koruyuculardan oluşan karışık kokteyller. Bunun yerine kendinize salatalık ve naneden oluşan, basit bir içecek yapabilir ve bütün gün yanınızda taşıyabilirsiniz. Serinletici ve ferahlatıcı olduğu kadar iltihap önleyici de!
 




338737866bd2410890418900d6ba3ac3

Kusurlarınızla güzelsiniz!

Fotoğraf sanatçısı Waleed Shah, vücutlarındaki kusurlar yüzünden kendine güven problemi yaşayan insanları fotoğraflamış.

Yasmin Mebar'a Tinea hastalığı teşhisi konulduğunda 14 yaşındaymış. Derisinin bazı kısımlarının farklı renkte ve soyulmuş gibi gözükmesine sebep olan bu hastalık, ergenlik yıllarında Yasmin'i çok üzmüş. Şu anda vücuduyla barışık olan ve seyahat etmeyi çok seven Yasmin, "Sırtımda dünya haritasını taşıdığım için kendimi çok şanslı hissediyorum!" diyor.


Lotus Habbab, 11 aylıkken büyük bir talihsizlik yaşamış ve kolunun bir kısmı soba yüzünden yanmış. Çocukluğu boyunca kolundaki yanık izini gizleyecek şekilde giyinen Lotus, ablasının da ona destek vermesiyle 12 yaşında bundan vazgeçip istediği şeyi giyinebileceğine karar vermiş. Lotus kendisiyle artık ne kadar barışık olduğunu "İnsanlar bazen koluma ne olduğunu sorarken çekiniyorlar. Bilmiyorlar ki yanık izin şu anda umrumda bile değil!" diyerek belirtiyor.


Karina Sandhu, çocukluğundan beri fazla kiloları olduğunu belirtiyor. Ailesi ve etrafındaki diğer insanlar ona hep "Erkekler zayıf kadınlardan hoşlanır, kilo vermen gerekli" dese de o bunlara kulak asmamış. "Kendi bedeniniz hakkında etrafınızdakilerin değil, sizin düşünceleriniz önemli" diyen Karina, şu anda mankenlik yapıyor.


"Burnunu yaptırsan daha güzel olursun" sözü Maha Aj'a hiç de yabancı değil. İlk başlarda burnundan rahatsız olan Maha, şu anda "Bizi güzel ve eşsiz kılan şeyler farklılıklarımız, onları değiştirirsek hepimiz birbirimize benzeriz diyor". Bizce çok haklı!


Kendisine ilk kez açık kalp ameliyatı yapıldığında 1 yaşında bile olmayan Joelle Van Schaik, göğsünün ortasında bir yara izi ile yaşıyor. Ergenlik yıllarında kendine güvenini oldukça zedeleyen bu yara ilerleyen yıllarda Joelle'in kendi sınırlarını ve bedenini tanımasına yardımcı olmuş. "Her şeyin bir sebebi olduğuna inanıyorum" diyen Joelle, şu anda yara izini önemsemiyor bile. 


Huda Shahin, çocukken koltuktan düşmüş ve çenesi kırılmış. Mısır'ın küçük bir kasabasında yaşadıkları için hastanede gerekli cerrahi müdahale yapılamamış. Dolayısıyla yıllar geçtikçe Huda yüzünün orantısız bir şekilde büyüdüğünü fark etmiş. Huda, çocukluk yıllarında onu gerçekten üzen bu duruma artık alıştığını belirtiyor.


5 yaşındayken skolyozu olduğu ortaya çıkan Laura Brocca, eskiden sırtı açık elbiseler asla giymediğini söylüyor. Yıllar içinde ameliyatla skolyozunu düzelttirmeyi düşünmüş olsa da hem çok pahalı hem de çok riskli bir işlem olduğu için bundan vazgeçmiş. Şimdi ise herkesin vücudunun 'farklı' diye nitelendirilen kısımlarını kucaklaması gerektiğine inanıyor. 


"Fiziksel olarak mükemmel olmayı hedefleyerek, sırtımızda büyük bir yük taşıyoruz" diyen Hamdan Al Abri, çocukken ten rengi diğer çocuklardan koyu diye üzülüyormuş. İlerleyen yıllarda saçları dökülmeye başlayınca kendine güveni iyice azalan Hamdan, artık bunları önemsemediğini ve herkesin kendini sevmesi gerektiğini söylüyor. 


Reglmiz yaklaşırken, çok tuzlu yediğimizde veya saatlerce yolculuk yaptığımızda vücudumuzun şiştiğini hissederiz. Danae Mercer, bu şişkinliğin normal olduğunu ve çoğu insanın yaşadığını belirtirken, şişmiş vücudundan asla utanmıyor!


Etrafındaki insanların baskısı yüzünden lazer epilasyona yaptırmaya başlayan Sara Gojer'in cildi yanlış işlem yüzünden yanmış. "Etrafınızdaki insanları doğru seçmeniz önemli. Sizi olduğunuz gibi seven bir arkadaş çevreniz olmalı" diyen Sara, olmadığınız biri gibi davranmamamız gerektiğinin özellikle altını çiziyor. 


Azza Al Mughairy, hamile kalan her kadın gibi doğal olarak kilo almış. Doğum yaptıktan sonra fazla kilolarını kafaya takıp sadece su ve meyve suyuyla beslenerek 15 kilo verdiğini belirten Azza, kendine yüklenmemesi gerektiğini 3. ayın sonunda anlamış. "Sonuçta sadece 4 ay önce doğum yaptım, istediğimi yer, içerim, kilomun önemi yok" diyor. 


Çocukken burnunun normalden büyük olmasından ötürü okulda zor zamanlar yaşayan Sashia, insanların ona bakışları yüzünden ilerleyen zamanlarda sosyal ortamlarda bulunmak istemez hale gelmiş. Depresyonunun daha da fazla ilerlemesini istemeyen Sashia, profesyonel destek almış ve kendine güvenini kaybetmiş ve mutsuz olan her insanın destek alarak bu zor zamanları atlatabileceğine inanıyor. 


2016 yılına dek 64 kilo olan Myrna Ayman'ın bir gün arkadaşıyla otururken arkadaşı ona kilo verse daha "güzel" olacağını söylüyor. O gün Myrna arkadaşlarının onunla sadece fiziksel görünüşü için ilgilendiğini fark edip çok üzülüyor ve yediği her şeyi kusmayı alışkanlık haline getirerek bir sene içinde 44 kiloya düşüyor. Bunun çok sağlıksız olduğunu fark eden Myrna, "Etrafınızda bedeniniz hakkında yorum yapan herkes geçici, kalıcı olan tek kişi kendinizsiniz. Başkalarının düşüncelerinin o kadar da önemi yok diyor". 


Tac, ömrü boyunca aklınıza gelebilecek tüm vücut tiplerine sahip olduğunu ama asla mutlu olamadığını söylüyor. Kendine karşı dürüst olmayı başardığı zaman aslında ne kadar güzel bir insan olduğunu fark eden Tac için artık neyi ne kadar yediğinin bir önemi kalmamış. "Kendime baktığımda güzel ve seksi bir insan görüyorum" diyen Tac, kendimize bakış açımızın önemini gösteriyor. 


Daha sağlıklı olabilmek için egzersiz yapmaya başlayan Hassan, önceleri vücudundan utandığı için havuza veya denize girmiyormuş. Şu anda kendi vücuduyla barışık olduğunu belirtirken ilerleyen zamanlarda büyük beden mankenliği yapmak istediğini söylüyor. 


e6979d2ec9e341319b4ff58e04d4a95c

5 Ekim 2020 Pazartesi

Göz altı morluğunu geçiren yöntem: Her gün yapın!

Birçok kişini şikayet ettiği konulardan biri de göz altı morlukları. Alt göz kapaklarının altında koyu halkalar şeklinde ortaya çıkan morlukları geçirmek için ne yapılması gerekir? Göz altı morlukları neden olur? Göz altı morluklarına ne iyi gelir? Göz altı morlukları tedavisi nasıl yapılır? Göz altı morluğuna yol açan sebepleri sıralayan Doç.Dr. Filiz Topaloğlu Demir bakın neler söyledi, hangi tavsiyelerde bulundu

ABONE OL


Doç.Dr. Demir, genetik faktörün yanı sıra yaşam şeklinin, beslenme alışkanlıklarının, yaşlanma sürecinin ve göz çevresi bakımının göz altı görünümünü belirleyen başlıca etmenler olduğuna dikkat çekti.


Göz altı morluğu neden olur?

Doç. Dr. Demir, göz altı morluğunun nedenlerini şöyle açıkladı: "Bazı vitamin ve mineral eksikleri, uyku problemleri, yorgunluk, dengesiz beslenme, karaciğer, böbrek ve tiroid hastalıkları, az su tüketimi, yoğun alkol ve kafein tüketimi, sigara kullanımı göz altındaki koyu halkalara yol açabilir.

Yaşlanma ile birlikte deri altı yağ dokusunda ve deri elastikiyetinde azalma, damarların yüzeysel seyretmesine bağlı ortaya çıkan mavimsi renk ve yağ dokusunun fıtıklaşmasına bağlı torbalanmalar, kemik yapısında ve bağlarda ortaya çıkan değişiklikler sonucu görülen çukurlaşmalar göz altında koyuluğa neden olabilir.


Deriye rengini veren melanin adı verilen maddenin artmasını uyaran durumlar; güneş ışınları, atopik egzama, gebelik ve hormonal değişiklikler, alerjenler ve irritanlar da göz altı koyulaşmasının diğer nedenlerindendir."


Göz altı morluğunu geçirmek için yapılması gerekenler

Soğuk kompresyon ve patates, salatalık, yeşil çay gibi bazı bitkisel kürlerin kısmi olarak göz altı morluğunun iyileşmesinde fayda sağlayabileceğini belirten Doç. Dr. Demir, şu tavsiyelerde bulundu:

"Göz çevresinde kan dolaşımını hızlandıracak masajlar ile K ve C vitamini içeren kremlerden faydalanabiliriz.


Bu uygulamalardan yeterince fayda görmeyen kişiler altta yatan hastalıklar, vitamin ve mineral eksiklikleri açısından değerlendirilebilir ve göz çevresi peelingleri, mezoterapi uygulamaları, göz altı ışık dolgusu ve lazer yöntemleri ile desteklenebilir.


Öte yandan dengeli ve sağlıklı beslenme, mevsimine uygun taze sebze ve meyve tüketimi, yeterli süre uyumak, bol su tüketimi, alkol ve sigara kullanmamak, aşırı kahve tüketiminden kaçınmak gerekir.


Güneş ışınlarından korunulmalı, göz çevresine uygun, irritan maddeler içermeyen ürünler tercih edilmeli."


02c718269f9c4015abfb3e992990412b

Obezite ile ilgili korkutan sonuç: 2019'da Türkiye'de arttı!

Dünyadaki en önemli sağlık sorunları arasında yer alan obezite ile ilgili Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) korkutan bir açıklama yayınladı. Türkiye Sağlık Araştırması 2019 istatistiklerine göre Türkiye'de obezite önceki yıllara göre artış gösterdi ve obez bireylerin oranı yüzde 21,1 oldu. İşte o araştırmanın detayları...

TÜİK, Türkiye Sağlık Araştırması 2019 istatistiklerini açıkladı. Boy ve kilo değerleri kullanılarak hesaplanan vücut kitle indeksi incelendiğinde; 15 yaş ve üstü obez bireylerin oranı 2016 yılında yüzde 19,6 iken, 2019 yılında yüzde 21,1 oldu. Cinsiyete bakıldığında 2019 yılında kadınların yüzde 24,8'inin obez ve yüzde 30,4'ünün obez öncesi, erkeklerin ise yüzde 17,3'ünün obez ve yüzde 39,7'sinin obez öncesi olduğu görüldü.

Üst solunum yolu enfeksiyonu çocuklarda en fazla görülen hastalık oldu

Çocuklarda son 6 ay içinde görülen hastalık türleri incelendiğinde; 0-6 yaş grubunda yüzde 35,9 ile en çok üst solunum yolu enfeksiyonu görüldü. Bunu yüzde 28,7 ile ishal, yüzde 9,5 ile alt solunum yolu enfeksiyonu izledi. 7-14 yaş grubunda da yüzde 29,4 ile üst solunum yolu enfeksiyonu ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 18,3 ile ishal, yüzde 14,2 ile ağız ve diş sağlığı sorunları izledi.

Son 12 ay içerisinde 15 yaş ve üstü bireylerde görülen hastalık türleri incelendiğinde; bel bölgesi problemleri 2016 yılında yüzde 27,1 ile 2019 yılında da yüzde 29,7 ile ilk sırada yer aldı. Bunu sırasıyla yüzde 20,5 ile boyun bölgesi problemleri, yüzde 16,4 ile hipertansiyon, yüzde 12,3 ile alerji ve yüzde 11,2 ile artroz izledi.

Tütün ve tütün ürünleri kullananların sayısı arttı

Her gün tütün ve tütün ürünleri kullanan bireylerin oranı yüzde 28,0 oldu. Her gün tütün kullanan 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı 2016 yılında yüzde 26,5 iken 2019 yılında artarak yüzde 28,0 oldu. Bu oranın erkeklerde yüzde 41,3, kadınlarda ise yüzde 4,9 olduğu tespit edildi. Tütün kullanmayan bireylerin (bırakanlar ve hiç kullanmayanlar) oranı ise 2016 yılında yüzde 69,4 iken 2019 yılında azalarak yüzde 68,7 oldu. Yaş gruplarına göre incelendiğinde en çok tütün kullanan bireyler yüzde 42,8 ile 35-44 yaş grubunda yer aldı.

Yataklı tedavi hizmeti alanlar arasında 75 yaş ve üstü ilk sırada

Yataklı tedavi hizmeti alan 15 yaş ve üstü bireylerin oranı yüzde 10,8 oldu. Son 12 ay içerisinde, yataklı tedavi hizmeti alan bireylerin oranı 2016 yılında yüzde 11,3 iken 2019 yılında azalarak yüzde 10,8 oldu. 2019 yılı verileri yaş grubuna göre incelendiğinde; yüzde 23,7 ile 75 yaş ve üstü bireyler ilk sırayı alırken bunu yüzde 18,3 ile 65-74 yaş grubundaki bireyler takip etti.

2019'da en çok tansiyon ölçtürdük

En çok faydalanılan koruyucu hizmet yüzde 50,8 ile tansiyon ölçtürme oldu. Son 12 ay içerisinde, 15 yaş ve üstü bireylerden tansiyon ölçtürenlerin oranı 2016 yılında yüzde 48,6 iken 2019 yılında artarak yüzde 50,8 oldu. Bireylerin faydalandığı koruyucu hizmetlerden 2016 yılına göre en çok artış gösteren hizmetler kolesterol ve kan şekeri ölçümü oldu.

991e7136f82b4876a533a51acd04b383

Eklem ağrısı nedenleri nelerdir?

Eklem ağrısı neden olur? Eklem ağrısının tedavisi nasıldır? Eklem ağrısı nasıl geçer?



Eklem ağrısı neden olur? Eklem ağrısının tedavisi nasıldır? Eklem ağrısı nasıl geçer?
Aile Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Uslu, eklem ağrısı hakkında bilgiler verdi.
 
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Uslu "Eklem şikayetleri her yaş grubunda görülebilmekle beraber kadınlarda erkeklere nazaran daha yüksek bir oranda görülüyor. Bunda fazla kilolar, hareketsiz bir yaşam sürdürmek ve hormon kaynaklı nedenler etkili oluyor" diyor ve eklem ağrısının altında yatan nedenleri sıralıyor:
 
Soğuk hava
Proteinden zengin beslenme
Bilinçsiz egzersiz yapma
Eklemleri zorlayıcı hareketler yapma ve ağır kaldırma
Düşme ve çarpma
Kontrolsüz ve bilinçsiz ilaç seçimi
Düzensiz beslenme ve uyku düzeni bozukluğu
Depresyon

 
Birbirine karışan iki hastalık
Halk arasında eklemlerde ağrıya neden olan her ağrı romatizma, iltihaplı ve iltihapsız romatizma, yumuşak doku romatizması, omurga romatizması gibi isimlerle anılıyor. Oysa 'Artroz' ve 'Artrit' birbirinden farklı iki hastalık.
 
Artroz
Eklem kıkırdaklarındaki harabiyete bağlı olarak çoğu zaman yaşlılık, travma, zorlama gibi nedenlerle oluşuyor.
 
Artrit
Yani iltihaplı romatizma ise metabolizma bozuklukları, bağışıklık sisteminden kaynaklanan nedenler gelişiyor.
 
Eklem ağrıları kışın daha çok görülüyor
Sebebi çok net olmamakla beraber soğuğa bağlı damarlarda oluşan spazm dokulara daha az kan ve dolayısı ile oksijen gitmesine neden oluyor. Soğuk günlerdeki hava basıncı değişiklikleri de eklemlerde ağrılara neden olabilir
 
Genetik yatkınlıklar var
Örneğin en sık görülen romatizmal hastalıklardan olan romatoid artrit hastası bir bireyin, akrabalarında bu hastalığın görülme sıklığı yüzde 1-2 oranında iken, aynı yumurta ikizlerinde, ikizlerden birinde romatizma varsa diğerinde romatizma gelişme ihtimalinin yüzde 15-20 düzeyinde oluyor. Romatizmal kaynaklı ağrılarda tutulan eklemin yeri, sayısı, ağrının süresi gibi bulguların romatizmal hastalıkla ilgili ipuçları vererek, tanı açısından yol gösterici olduğunu belirtiyor. Örneğin Gut atağına bağlı eklem ağrısı çoğunlukla sadece ayak başparmağını tutabilirken romatoid artrit hastalığında, ağrılar el, el bileği ve el parmak eklemlerini de etkiliyor. Ya da bel ağrısı ve sabah tutukluğu tarif ediyorsa ankliozan spondilit hastası olabiliyor.
 
Eklem ağrısı tedavisi nasıldır?
Travmaya bağlı bir ağrıysa akut dönemde soğuk uygulama lokal ya da sistemik ağrı kesiciler faydalı olabiliyor.

 
Hastada yumuşak doku romatizması varsa sıcak kompres ve kas gevşeticiler işe yarayabiliyor.

 
Romatizmal ağrılar ve eklem kireçlenmesi için fizik tedavi uygulamaları, sıcak su ve kaplıcalar faydalı olabiliyor.

 
Her romatizmal hastalık için kullanılacak ilaç ve ilaç grupları farklılık gösterebiliyor. Kimi zaman bunda hasta tercihi ya da hasta uyumu gibi faktörler rol oynadığı gibi, diğer sistemik hastalıkları ile ilişkili olarak ilaç tercihleri farklılaşılabiliyor.

 
Romatizmal hastalıklarda kalıcı eklem harabiyeti olmaması için mutlaka tıbbi destek almak gerekiyor.

 
Eklem fonksiyonlarının korunabilmesi için düzenli egzersiz yapmak çok önemli.

 
Beslenmeye ve dinlenmeye önem vererek kilo kontrolü sağlamak gerekiyor.

 
Eğer kişide gut hastalığı varsa aşırı protein tüketiminden, fibromiyalji  varsa uykusuzluktan uzak kalınması hastalığın yarattığı şikayetleri büyük ölçüde azaltıyor.

 
Kireçlenmeye bağlı eklem ağrıları varsa kıkırdak yapımını uyaran kondroitin sülfat takviyesi kısmi bir çözüm yaratsa da kilo verilmediği sürece eklemlerin kişiyi uzun süre ağrısız şekilde taşıması mümkün olamıyor.

 

 
Eklem ağrılarının ilacı kemikli et suyu
 
Dr. Sinan Akkurt eklem ağrısına iyi gelecek önerileri sıraladı.
 
Günümüzün en sık şikayet edilen sağlık sorunlarından biri olan bel, omuz, bilek ve diz ağrılarına yol açan nedenlerin başında aşırı kilo, hareketsiz yaşam şekli ve karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin geldiğine dikkat çeken Dr. Sinan Akkurt, bu üç etkenin de birbirini tetiklediğini savundu. "Yanlış beslendikçe kilo alıyoruz, kilo aldıkça hareketsizleşiyoruz. Kemik suyu, sakatatlar gibi kemik, kıkırdak, kas ve tendonlarımızın ana ihtiyaç maddelerini unuttuk" diyen Dr. Akkurt, özellikle eklem ağrıları olanlara kolajen, kalsiyum ve hiyalüronik asit kazanmaları için kemikli et ve sakatat tüketmelerini önerdi.
 
Eklem ağrılarının aşırı ağırlık kaldırmaya, bilgisayar / televizyon başında saatlerce hareketsiz oturmaya, genel olarak hareketsiz bir yaşam şekli benimsemeye ya da yaşa bağlı olarak da artabileceğini dile getiren Dr. Sinan Akkurt, uzun süre geçmeyen ve belli bir bölgede yoğunlaşan ağrılarda doktora başvurulması gerektiğini söyledi. "Eklemlerimiz bir yandan iyi beslenmeme yüzünden zayıflarken, diğer yandan alınan fazla kilolar nedeniyle aşırı yüke maruz kalıyorlar. Bir anda aklımıza spor yapmak gelip de ilk iş koşuya başladığımızda onları daha fazla yaralıyoruz." diyen Dr. Akkurt, sözlerini şöyle sürdürdü: "En faydalısı genç ineğin kaval kemiğinde bulunan kemik iliğidir. Kemik iliği kemiğin içinde bulanan, yağa benzer, beyaz, atalarımızın sofralarından eksik etmediği ama bizim unuttuğumuz bir maddedir. Kaynatılarak suyu tüketildiğinde vücudumuza müthiş bir destek sağlar. 500-1000 kiloluk hayvanı ayakta tutan bu madde bizi de ayakta tutacaktır."
 
Kemik iliğinin faydalarının saymakla bitmeyeceğini öne süren Dr. Akkurt, yaşlanmaya bağlı diz kapaklarındaki sıvı eksikliği, kemik erimeleri, eklem ağrıları, kış hastalıkları, saç dökülmeleri, ameliyat yaraları, kırık, çıkıklarla mücadelede çok büyük destek olduğunu vurguladı.
 
Isınmadan spora başlamayın
Eklem ağrıları ile mücadelede inek sütü yerine keçi sütünden mamül yoğurt, peynir, kefir, yeşil yapraklı taze sebzeler, yeşil çay, badem, balık, yumurta gibi besinlerin de şifalı olacağına değinen Dr. Akkurt, inek sütü, buğday ve şekerden uzak durulması gerektiğinin altını çizdi.
 
Hareketli bir yaşam için illa akla ilk olarak koşu ya da ağırlık kaldırmanın gelmesinin de yanlış olduğunu kaydeden Dr. Akkurt, günlük yarım saatlik açık hava yürüyüşlerinin, asansör yerine merdiven tercih etmenin, gideceğimiz yerden bir durak önce inip bunu yürüyüş fırsatına çevirmenin başlangıç için yeterli olacağını söyledi. Eklem ağrılarının tedavisinde ilaç ve cerrahi uygulamaların yanı sıra doktor gözetiminde kaplıca suyunun kullanılabileceğini, PRP ve biorezonans metodundan yararlanılabileceğini ifade etti.
 

 



437e72d90df74d198dda1a87fd2cf9ef

Tasarımcı ikizler Raisa ve Vanessa Trendyol için tasarladı

Ulaşılabilir moda felsefesiyle yola çıkan Trendyol; Türk moda dünyasının yetenekli tasarımcıları Raisa Türk moda dünyasının yetenekli tasarımcıları Raisa ,Vanessa ile özel bir işbirliğine imza attı.
Trendyol.com kurucusu Demet Mutlu ve Raisa,Vanessa'nın ev sahipliği yaptığı lansmana; Merve Boluğur, Özge Ulusoy, Feryal Gülman, Işıl Reçber, Sitare Akdilek, Eliz Sakuçoğlu, Ceylan Çapa, Esra Üstünkaya, Cansu Tosun, Duygu Akdeniz, Burcu Ziyal, Nora- Talia Kalpakçıoğlu, Burcu Karabacak katıldı.
 
Tasarımcı ikizler Raisa ,Vanessa'nın hazırladığı kapsül koleksiyon İlkbahar/Yaz 2016 sezonunda moda severlerin beğenisine sunuldu. Koleksiyonun ilk stokları butik açıldıktan 1 saat sonra tükenerek bir rekora imza attı. Koleksiyon her hafta yenilenen stokları ile moda severleri bekliyor.
 
Bu koleksiyon yaz davetlerinde farkını stiliyle göstermek isteyenlere özgün seçenekler sunuyor.  39 parçadan oluşan özel koleksiyon; gündüzden geceye giyilebilecek tasarımların yanı sıra; mezuniyet ve düğün elbisesi arayışında olan kadınlara da birbirinden özgün ve şık seçenekler sunuyor. Kapsül koleksiyonu kendinden emin, şık ve şehirli kadının ruhunu yansıtıyor.
 
Modern, sanatsal ve dikkat çekici
Couture tasarımların bu koleksiyonda dantel, püskül, file ve işleme detaylarla zenginleşen elbiseler, crop top üstler ve tulumlar ön plana çıkıyor. Özel geceler için hazırlanan koleksiyonun renk paletinde Raisa,Vanessa'nın gizemli dünyasını yansıtan siyah, beyaz, gri ve vişne rengi var aynı zamanda indigo, pudra ve nude tonları ile renklenen parçalarda yaz mevsiminin renkli düşleri hayat buluyor.



d97b67302de2483eaa4d853d7cb57602

4 Ekim 2020 Pazar

Dondurulmuş balık uyarısı! Artık o ifade yer alacak...

Tarım ve Orman Bakanlığınca, gıda işletmelerine yönelik hazırlanan kılavuzda, satıştan önce dondurulan ve çözündürülerek satılan balık ve balıkçılık ürünlerinde gıdaların adının yanında "çözündürülmüştür" ifadesi bulunması istendi. Bu ürünlerde tüketiciye yönelik "Tekrar dondurmayınız" uyarısı da yer alacak.

ABONE OL


Bakanlık, yeni düzenlemeler doğrultusunda gıda işletmelerinin uyması gereken kuralları içeren "Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği Hakkında Kılavuzu" güncelledi.


Yılbaşından itibaren hazır ambalajlı gıdalarda ve toplu tüketim yerlerinde alerjen bildirimi yapılması zorunlu hale getirilirken, kılavuzda bu konuya ilişkin öneriler yer aldı.


Belirlenen gluten, kabuklular, yumurta, yer fıstığı, soyanın da aralarında bulunduğu 14 alerjen maddeye ilişkin bildirim afiş, yazı tahtası ya da menüler vasıtasıyla yapılabilecek.


Bu düzenleme, mobil araçlar, sabit veya hareketli tezgahlar da dahil olmak üzere hazır yemek hizmeti veren restoranlar, kantinler, okullar ve hastaneler gibi işletmeler için geçerli olacak


Öte yandan gluten içermeyen gıdaların etiketinde Sağlık Bakanlığı tarafından tescil edilen logo kullanılabilecek. Satıştan önce dondurulan ve çözündürülerek satılan balık ve balıkçılık ürünlerinde gıdaların adının yanında "çözündürülmüştür" ifadesi bulunacak.


Çözündürüldükten sonra piyasaya arz edilen balıkçılık ürünlerinde "çözündürülmüştür" ifadesi ile birlikte kullanım bilgisi olarak "Tekrar dondurmayınız" uyarısı yer alacak. Böylece tüketicinin doğru bilgilendirilmesi sağlanacak. 


Kılavuzda, tavsiye edilen tüketim tarihinin (TETT) ürünün son tüketilmesi gereken tarihi değil, ürünün kalite özelliklerini koruyabildiği tarih olduğu da anımsatıldı.


Hazır ambalajlı gıdaların 100 gram veya 100 mililitresinde bulunan yağ, doymuş yağ, karbonhidrat, şekerler, protein, tuz, vitamin ve minerallerin etikette beyan edilen miktarındaki olası sapmalar için yuvarlama kuralları da belirlendi.


Böylece etikette belirtilen besin öğesi değerlerinin tüketiciyi yanıltacak kadar büyük ölçüde değişkenlik göstermesi engellenmiş olacak.


Gıda etiketlerinde kullanılan yağ, tuz, şeker gibi besin öğelerine ilişkin kaynak/az/yüksek gibi beslenme beyanlarının kullanımına ilişkin koşullar da kılavuza eklendi.


Örneğin, tuz içeriğinin sadece gıdanın doğasında bulunan sodyumdan kaynaklandığı durumlarda bu duruma ilişkin "İlave tuz içermez. Bildirilen tuz miktarı ürünün doğasından kaynaklanmaktadır." gibi bir ifade kullanılabilecek.


Tuz-sodyum için "azaltılmış" beyanı ise benzer ürünlere göre yüzde 25 azaltma sağlandığında kullanılabilecek.


"Sodyumsuz-tuzsuz" beyanı yapılabilmesi için 100 gram katı veya 100 mililitre sıvı gıdada, 0,005 gramdan fazla sodyum veya 0,013 gramdan fazla tuz bulunmaması gerekecek.


e20e00047e6d4f36949cc66023b19155

O dudak nemlendiricilerinde büyük tehlike! İçinde...

Dudaklarımızı nemlendirerek çatlamalardan koruması için kullandığımız dudak koruyucuları hastalığa yol açıyor! Dudak nemlendiricilerinin içeriğinde bulunan parfümler, taşıyıcı maddeler ve koruyucular can sıkan alerjilere sebep oluyor. Dudak egzaması da en sık yaşanan sorunlardan. Hint yağı, risinoleik asit, benzoik asit, oksibenzon ve propil galat içeren dudak nemlendiricileri neden tehlikeli? Dudak nemlendiricisi alırken nelere dikkat edilmeli? Dudak nemlendiricisinin zararlı olup olmadığı nasıl anlaşılır? Dermatoloji Uzmanı Doç.Dr. Filiz Topaloğlu Demir anlattı

ABONE OL


'2 saatte bir uygulayın'

Doç.Dr. Demir, dudak nemlendiricisi seçerken güneş koruma faktörüne dikkat edilmesi gerektiğini belirterek "Güneşin zararlı etkilerinden korunmak için gündüz dışarı çıkmadan önce çinko oksit ve titanyum dioksit gibi fiziksel güneş koruyucular içeren, minimum 15 SPF olan dudak nemlendiricilerini tercih etmeliyiz.

Gündüz, dışarıda olduğumuz süre boyunca, dudak nemlendiricimizi 2 saatte bir tekrarlayarak maksimum koruma elde edebiliriz" dedi.


Dudak nemlendiricisi alırken bunlara dikkat!

Yeterince nemlendirilmesine rağmen dudaklarda kuruma ya da çatlama görülüyorsa yanlış ürünün seçilmiş olabileceğini belirten Doç.Dr. Demir, şöyle devam etti:

"Doğru bir dudak nemlendiricisi tarçın, narenciye, nane aromaları gibi tatlandırıcılar, koku maddeleri, fenol, lanolin, mentol, okaliptüs, zeytinyağı, şellak gibi reçineler, kafur, oksibenzon, propil gallat, salisilik asit gibi irritan maddeler içermemeli.


Dudak nemlendiricisi uyguladıktan sonra dudaklarınızda yanma, batma gibi bir rahatsızlık hissi ortaya çıkıyorsa dudak nemlendiriciniz irritan bir madde içeriyor olabilir.


Seramidler, vazelin, shea yağı, mineral yağ, dimetikon gibi maddeleri içeren nemlendiriciler tercih edilmeli.


Alerjik dudak egzamasına yol açıyor!

Dudak nemlendiricileri ile görülebilecek olan bir diğer istenmeyen durum ise dudak nemlendiricilerinin içeriğinde bulunan parfümler, taşıyıcı maddeler ve koruyuculara bağlı ortaya çıkabilen alerjik dudak egzamasıdır.

Dudak nemlendiricilerinde bulunan, alerjiye en çok yol açtığı bildirilen maddeler; hint yağı, risinoleik asit, benzoik asit, oksibenzon ve propil galattır.


Bazı kişilerde ise lanoline karşı temas duyarlılığı veya lanolinle ilişkili alerjik egzamalar görülebilir.


Bu durumda dudaklarda ortaya çıkan kızarıklık, pullanma ve çatlamalar için hekime başvurulmalı.


Bu kişilerde dudak egzamasına yol açan alerjeni ortaya koymak içi yama testi yapılmalı."


c711ca1738cd47b3bc354152d24dfeaf