19 Mayıs 2020 Salı

Varis nasıl geçer?

Ameliyat olmadan varislerden nasıl kurtulabilirsiniz? Yöntem basit ve etkili...



Ameliyat olmadan varislerden nasıl kurtulabilirsiniz? Yöntem basit ve etkili...
Varisler estetik görüntü bozukluğu dışında ilerleyen zamanlarda sağlık açısından da tehdit oluşturuyor. Zamanla ağrılı şikayete dönen varisin birçok nedeni var. Uzun saatler ayakta kalmak, fazla oturmak ve genetik faktörlere bağlı olarak oluşan varisin ameliyatlı çözümleri mümkün. Fakat ameliyat aşamasından önce daha çok kılcal damarları yok etmek için evde uygulayabileceğiniz yöntemler sizi rahatlatabilir.
 
Varisi doğal yollarla nasıl yok ederim?
İhtiyacınız olanlar
- Organik elma sirkesi
- Şeker
- Bal
- Bandaj (tercihe bağlı)
 
İlk method; elma sirkesini varisli bölgeye masaj yaparak sürün. Üzerini yumuşak bir bandajla çok sıkı olmayacak şekilde sarın. Bölgeye yumuşak hareketlerle masaj yapın ve birkaç dakika bacaklarınız bedeninzden yukarıda olacak şekilde uzanın. bu işlemi her gün düzenli olarak yapın. Topuklu, ağrı yapan ayakkabılar giymekten kaçının. Olabildiğince bacaklarınızı dinlendirin.
 
İkinci method ise 250 ml kadar elma sirkesini bal ve şekerle karıştırıp için. Bu kürü her gün bir bardak içmek şartıyla tekrarlayın. Zamanla varislerin ve kılcal damarların azaldığını göreceksiniz.
 
 

 
 
 



940fe67b3a7045dcafd487bcfcf2fced

Ocak ayında hangi balıklar yenir?

Hangi ayda hangi balık yenir? İşte Ocak ayının balıkları...

Uzmanlara göre her ay mevsimine uygun balık yemelisiniz. Bunun temel sebebi pek çok deniz canlısının yumurtlama zamanının Nisan ve Ekim ayları arasına denk gelmesi... Yumurtlama dönemindeki balıkları yemeniz deniz ekosisteminin bozulmasına sebep olur. Yavru ve yumurtlamak üzere olan balıkları yemeniz bir sonraki balık sezonlarında, balık stoklarının çok hızlı düşmesine ve türlerin yok olmasına neden oluyor. İşte bunlara sebep olmamak için Ocak ayında bu balıkları tüketin:  


Uskumru


Lüfer


Palamut


İstavrit


Kefal


Hamsi


245f6c5c83534e7c815c14ba4442cd32

12 Mayıs 2020 Salı

Yeni Game of Thrones dizisi: House of the Dragon

8. sezonu ile ekranlara veda eden dünyaca ünlü dizi Game of Thrones sevenlerine müjdeli bir haberimiz var! Game of Thrones dizisinin 300 yıl öncesini anlatan yeni bir dizi geliyor. İsmi ise belli oldu; House of the Dragon!



8. sezonu ile ekranlara veda eden dünyaca ünlü dizi Game of Thrones sevenlerine müjdeli bir haberimiz var! Game of Thrones dizisinin 300 yıl öncesini anlatan yeni bir dizi geliyor. İsmi ise belli oldu; House of the Dragon!
Game of Thrones dizisi, final yani 8. sezonu ile bazı hayranlarını hayal kırılığına uğratsa da başka projeler ile devam ediyor. HBO yine Game of Thrones evreninde geçen başka bir dizi projesinin lansmanını yaptı.

 
Dünyada milyonlarca hayranı olan dizinin, yeni önbölümlerinde Targaryenlere odaklanacak ve olaylar Game of Thrones'un 300 yıl öncesinde geçecek. Dizinin senaryosunun Targaryen ailesinin ortaya çıkışını ve düşüşünü anlatması bekleniyor. Ayrıca bu yeni dizi Game of Thrones (Taht Savaşları) kitabının yazarı George R. R. Martin'in Fire , Blood (Ateş ve Kan) kitabından uyarlanacak.
 

 
Game of Thrones serisinin yazarı George R.R. Martin ayrıca dizinin yapımcıları arasında da yer alacak. 'House of the Dragon' dizisinin ilk sezonu 10 bölüm olacağı konuşulan dizinin yayınlanma tarihi henüz belli değil ama en erken 2021 yılında yayınlanması bekleniyor. 
 



02fed4c3a00045f397611b5818cfb539

Buzdolabına konulmayacak yiyecekler

Ekmeği, yeşil fasulyeyi, kahveyi buzdolabında saklıyorsanız hata yapıyorsunuz! İşte buzdolabına koymamanız gereken yiyecekler...

Avokado

Buzdolabına konulan avokado nemini kaybeder. Bu nedenle avokadoları bir meyve kabında saklamak en doğrusu olacaktır.


Patates

Patatesleri 7 °C'nin altındaki bir sıcaklıkta saklamak onların tadını kaçırmasına neden olur. Bu yüzden patateslerinizi buzdolabına koymak yerine serin bir yerde saklayın.


Çikolata

Çikolatayı buzdolabına koymanız lezzetini kaybetmesine neden olur.


Tropikal meyve

Buzdolabına konulan tropikal meyveler çabucak çürümeye başlar ve faydalarını kaybederler. Onları birkaç kat havlu kağıtla sarın ve kuru, karanlık bir yerde saklayın.


Fesleğen

Buzdolabı, fesleğeni saklamak için ideal bir yer değildir. Buzdolabına konulan fesleğen daha hızlı solar. Fesleğeni bir bardak suda saklamak daha doğru olacaktır.


Yeşil fasulye

Yeşil fasulyeyi buzdolabına koymak onun faydalarını kaybetmesine neden olacaktır. Taze fasulyeleri dondurabilir ve bu sayede yıl boyunca lezzetini kaybetmeden tüketebilirsiniz.


Kahve

Buzdolabında asla kahve tutmamalısınız çünkü diğer yiyeceklerin kokuları kahveye sinebilir ve bu da kahvenin tadını kaybetmesine neden olur. Kahveyi serin ve karanlık bir yerde saklayın.


Soğan

Buzdolabındaki nem soğanların yumuşamasına neden olur. Ayrıca aşırı nem zararlı bakterilerin ve küfün oluşmasını kolaylaştırır.


Zeytinyağı

Zeytinyağını 12 - 16 °C'de saklamalısınız. Buzdolabı zeytinyağı saklamak için uygun değildir.


Bal

Soğuk ve nem, balın kristalleşmesinin hızını artırır. Sonuç olarak buzdolabında saklanan bal tadını ve faydalarını kaybedebilir.


Domates

Soğuk hava olgunlaşma sürecini durdurduğundan buzdolabı, domatesler için iyi bir saklama alanı değildir.


Ekmek

Bazı insanlar ekmeği buzdolabında saklamanın onu taze tutmak için en iyi yol olduğunu düşünürler. Ancak bu pek doğru değildir. İhtiyacınızdan fazla ekmeğe sahipseniz onları fırınlayabilirsiniz.


Patlıcan

Patlıcan soğuğa karşı oldukça hassastır. Buzdolabında saklanan patlıcan yumuşar, bu yüzden onları oda sıcaklığında tutmak daha doğrudur.


Muz

Buzdolabına konulan muzların rengi siyaha döner ve görsel açıdan iyi görünmezler.


5e2371df1a8c4f00854d685751288bb7

11 Mayıs 2020 Pazartesi

Yas süreci ile ilgili bilinmeyenler

Bir kaybın ardından sağlıklı bir yas süreci yaşanmadığında, uzun vadeli bir kederin esiri olabiliyoruz. Oysa yas sürecini anlamak bizi birçok negatif döngünün içinden çıkarmaya yardımcı olabilir.



Bir kaybın ardından sağlıklı bir yas süreci yaşanmadığında, uzun vadeli bir kederin esiri olabiliyoruz. Oysa yas sürecini anlamak bizi birçok negatif döngünün içinden çıkarmaya yardımcı olabilir.
Yas tutmak bazen zamanın bir köşesinde sıkışıp kalmışız gibi hissettirir. Bazen bu sıkışıklığın nedeni yasın kendisi değildir; bir şeyleri kaybettiğimizin ve yas tutmamız gerektiğinin farkında olmadığımızda bu sıkışma döngüsünde kalırız. Yas, sanılanın aksine sadece bir yakınımız öldükten sonra ortaya çıkmaz. Yası bir kutuya sığdıramayız. Bazı yas çeşitlerinin üstesinden gelmek yıllar sürebilir, bazıları ise birkaç ayda çözülür gider, bazen de yas bir anlık idrak sonucu misyonunu tamamlayabilir. Herkesin yas tutma şekli ve sebebi farklıdır ancak süreçte tek bir şey her zaman aynıdır. Hiç kimse 'tam zamanında yas tuttum' demez.
 
Yas tutmak bazen bir gecikme hissi, bir donakalmayla ortaya çıkar. "Ne oldu şimdi?" diye şaşırır kalırsınız. Yas doğrusal bir süreç olarak da ilerlemez. Bazen her şeyi aştığınızı hissedersiniz, bazen de tüm hikaye yüzünüze çarpar durur. Çünkü yas, içten içe görülmek, duyulmak, hissedilmek ister. Gün boyu bir şekilde ondan kaçınabilirsiniz ama o size uykunuzda geri döner. Uyandığınızda yası kalbinizin üzerine uzanmış halde bulursunuz. Yas hiçbir zaman 'burada yeterince kaldım, artık gidebilirim' demez. Yas hissi kalbi sıkıştırır, huzurunuzu bozar. Ama yine de o sadece acı çekmenize yarayan kötü bir güç değildir; aslında yas, hayatınızla ve aslında gerçekten neye değer verdiğinizle ilgili bir gerçeğe ve daha derin duygulara eşlik eder. Derinlerde bir şeyi ne kadar çok istemiş olduğunla, birine gerçekten de ne kadar çok değer verdiğinle, bulunduğun yerden ne kadar uzağa gelmiş olmanla ilgili duygular da yasın eşlikçisi olabilir.
 
Mark Nepo'nun güzel bir sözü var: "Gerçeği bilmek için acı gerekliydi ama bu gerçeği hayatta tutmak için acıyı da yaşatmak zorunda değilsiniz."
 
Yas her zaman bir depresyon hali olarak ortaya çıkmaz. Bazen yas sürecinde ve kalp kırıklığı içinde olabiliriz ve bunu fark etmeyebiliriz.
 
İşte yas sürecini tetikleyen olan bazı olaylar:
Bir ayrılık
Çocukluk evinizin satılması
Her zaman istediğiniz ama hiç sahip olamadığınız bir şey
Birinin ölmesi
Hala hayatta olan ama sizin hayatınızda var olmayan birisi
Bir hayalin kaybedilmesi
Boşanma
Kısırlık
Kendine zarar veren birini sevmek
Bir evcil hayvanın kaybı
Bir arkadaşlığın bitmesi
İşinizi kaybetmek ya da kariyerinizin bitmesi

 

 
Yas tutma süreci
Yas süreci birkaç aşamada gerçekleşir ve ilk aşama genellikle inkar etmekle başlar. Bu da aslında iyi bir şeydir. Savunma mekanizmalarımız bizi korumak için vardır. İnkar etme hali, aksi dayanılmaz olduğunda devreye girer. İdeal olan, inkârın zamanla silinip gitmesi ve yasın gerçekçi bir şekilde hissedilmeye başlanmasıdır. Genellikle yasımızı içimize gömeriz. Yas ufak ufak baş verir ve biz ona dikkat etmeyiz ve kendimizi uyuşturmayı, hissizleşmeyi tercih ederiz. Sonra daha güçlü bir şekilde zıplayarak kendini göstermek ister ve biz de daha ağır bir şekilde ondan kaçarız. İşte bu, yasın içine sıkışıp kalmaktır. Yas yolu bir döngüye dönüşür ve insanlar kendilerini bu döngünün içinde kaybeder.
 
Daha iyi bir yol var mı?
Yas sürecinde kaybolmaktan daha iyi bir yol elbette vardır ama kendiniz seçmediğiniz sürece bu yolu yürümeye zorlanmamalısınız. Bazı kayıplar o kadar zarifçe acıtır ki, kimse gerçekten bunu anlayamaz ve aslında o döngüde kaldığınız için de kimse sizi suçlayamaz.
 
Eğer yolunuzu şaşırtan, başınızı döndüren bir yas döngüsünden çıkmaya karar verirseniz, bu adımları izleyebilirsiniz:
 
1- Anlamak
Başkaları görmese bile kalbinizin kırılmış olduğunu anlamalısınız. Yas tutmanın 'doğru' bir yolu olmadığını ve yasın asla doğrusal ilerlemediğini aklınızda bulundurmalısınız. 6 ay, 4 yıl, 15 yıl... Aradan ne kadar zaman geçmiş olduğunun hiçbir önemi yok. Yas için süreler önemsizdir. Siz yasınızı anlamaya ve tanımlamaya başladığınızda yas süreci başlar. Başka bir deyişle, gerçekten neler olduğunu (veya olmadığını) tam olarak idrak etmeye başladığınızda...
 
2- Onaylamak
Yas tutmadan önce, yas tutmaya ihtiyacınız olduğunu onaylamalısınız. Size yük olan bir şey oldu ya da bir şeyin olmamasını yük edindiniz; bunu yürekten kabul etmelisiniz. İronik olarak, bir şeyi yük edindiğinizde size aynı anda hem bir şey verilmiştir, hem de sizden bir şeyler alınmıştır. Sizden nelerin alındığını düşünüyorsunuz? Sırtınıza nelerin yüklendiğini hissediyorsunuz? Bu sorulara vereceğiniz cevaplar yasınızı onaylamanızı kolaylaştıracak.
 
3- Dokunmak
Hissettiğiniz tüm öfke, üzüntü, zorluk, direnç, merhamet gibi duygularınızın yanı sıra kaybınıza da dokunmanız gerekir. Kaybınızın hayatınıza getirdiği duygulara yer açmak, yasınızla da temas etmenizi sağlar. Sezgisel olarak çaresizce hissetmek istemediğiniz duygulara dönmek isteyebilirsiniz ama bu duygularla temas etmeden, onlarla bağlantı kurmadan ve onlara dokunmadan yas sürecinizi tamamlamanız mümkün değildir. Kaybınızı elinizde tutup hissetmelisiniz, kalbinizde ve hayatınızda hissetmelisiniz. Kaybın tümünü hissetmeniz gerekir. Yas, durup dinlenmeksizin hissedilmeyi talep eder. Ya duygularla yüzleşmek için kendinize izin verirsiniz, ya da yanlış yönlendirilmiş bir kendinizi koruma duygusu içinde bir kabuğa sıkışıp kalırsınız.
 
4- İlerlemek
Yas hissi bazen o kadar uzun süre takılır kalır ki onunla neredeyse arkadaş olursunuz. Tanıdık ve öngörülebilir olmasıyla tuhaf bir şekilde rahatlatıcı bile hissettirir. Yasla baş etmek demek bu tanıdık hisleri bırakıp daha az tanıdık ve öngörülür olan, dolayısıyla daha korkutucu bulduğumuz yeniliklere doğru ilerlemeyi bilmek gerekir. Yine de yasınıza gerçekten hitap etmek için onunla gerektiği kadar yürümeli ve onun merkez üssüne kadar ilerlemelisiniz. Klasik bir kahramanın yolculuğu hikayesinde olduğu gibi, balinanın karnına girmeniz gerekir. Orada – ve yalnızca orada – acınızın diğer tarafında sizi bekleyen o öngörülemez yaşam parçalarının kapısını bulacaksınız. Yani... Kalbinizin kırıldığını anlayın. Neden kırıldığını anlayın. Yasınıza dokunun. Acının diğer tarafına giden tek yol olduğu için yasınızın merkezine doğru hareket edin.  Unutmayın, yaşadığınız bu yas sizindir ve onu dilediğiniz kadar yanınızda taşıyabilirsiniz. Sadece yeterince hazır hissettiğinizde onu bırakın ve eğer hazır hissetmiyorsanız, gerçekten hiç sorun değil. Eğer artık yasınızla yüzleşip onu bırakmaya hazırsanız, daima profesyonel destek alabileceğinizi aklınızdan çıkarmayın. Yasın içinde dolaşmak öngörülemeyen, bazen de tehlikeli olabilen bir yolculuktur. Bunu hiçbir zaman yalnız yapmak zorunda değilsiniz.
 

 
Referanslar



03996a4dc61d405baa1a7f5b4a80da22

Beslenme ile ilgili doğru bilinen yanlışlar

Kefir, keten tohumu, susam, D vitamini, zerdeçal, hep 'mucize' olarak adlandırılır. Peki kime göre faydalı, kime göre zararlı? Diyetisyen Arzu Yamanel, beslenmede doğru bilinen yanlışlar konusunda uyardı.



Kefir, keten tohumu, susam, D vitamini, zerdeçal, hep 'mucize' olarak adlandırılır. Peki kime göre faydalı, kime göre zararlı? Diyetisyen Arzu Yamanel, beslenmede doğru bilinen yanlışlar konusunda uyardı.
Herkes sağlıklı yaşamın formüllerini merak eder. Kimi okuduğunu, kimi de yakınlarından duyduğunu uygular. Peki doğal olan her besin herkes için faydalı mı? Ölçüyü nasıl ayarlamak gerekir? Hangi hastalığı olan nelerden uzak dursun? "Sağlıklı beslendiğim halde kilo veremiyorum" diyenler nerede hata yapıyor? Diyetlerin genel geçer bilgilere göre değil, hekim-diyetisyen kontrolünde mutlaka kişiye özel belirlenmesini gerektiğini vurgulayan Bahçeşehir Üniversitesi Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Diyetisyeni Arzu Yamanel, soru ve cevaplarla merak edilen konularda önemli bilgiler verdi…
 
Hayatımdan ekmeği, şekeri, tuzu çıkardım ama neden kilo veremiyorum?
Aslında bu durumun altında çok basit sebepler yatar. Biz uzmanlar öncelikle kan tahlili sonuçlarınızı değerlendiririz. Eğer sonuçlarınız idealse, yaptığınız ve farkında olmadığınız küçük hataları bulup onları düzeltiriz. Örneğin; fındık, fıstık, ceviz gibi kuruyemişler çok faydalı ancak kalorili besinlerdir. 5 adet fındık veya 5 adet badem 50 kaloridir. Danışanlarım hayatına sağlıklı beslenme sürecini bir şekilde entegre etmiş oluyor ancak miktarda ciddi sorun yaşıyorlar. Örneğin 'Kefir çok sağlıklı ve mutlaka günlük beslenmemizde yer almalı' diyoruz, danışan ise kefiri hayatına sokmuş ama günde alması gerekenin çok çok üzerine çıktığı için fazla kalori olarak dönüyor, dolayısıyla kilo veremiyor. Diğer taraftan en sık karşılaştığım problem yine ara öğün atlama sebebiyle özellikle akşamüzeri atıştırmalarının fazla olması. Yemek hazırlanana kadar kişi, 3 badem, 2 ceviz içi, 1 tane galeta, yarım dilim peynir yese bile yaklaşık 200 kalori almış olur (dikkatinizi çekerim, hepsi oldukça sağlıklı ve önerilen besinler). Üzerine de yemekte 120 gr haşlanmış tavuk, zeytinyağlı salata ve 1 kâse yoğurt bile yese, atıştırmalar yüzünden günlük kalori ihtiyacının yaklaşık 200 kalori üzerine çıkmış oluyor.
 

 
Bal, keten tohumu, susam gibi besinler herkes için mucize midir?
Bal içerdiği vitamin, mineral ve aminoasitlerden dolayı mucize olarak adlandırdığımız besinlerden biridir. Kanser ve birçok kronik hastalığa iyi gelen bal, 1 yaş altı bebeklerde kullanılamaz çünkü arılar bal yapmak için nektar toplarken botulizm bakteri sporlarını da beraber alıp farkında olmadan bal yapımında kullanırlar. Yetişkinlerde herhangi bir sorun oluşturmaz. Ancak hem vücudun savunma ve sindirim sistemi yeterince gelişmemiş hem de mideleri hala sadece anne sütünü sindirecek durumda olan 1 yaşın altındaki bebeklerde bu bakteri, 'botulizm' adı verilen tehlikeli bir zehirlenmeye neden olabilir. Ayrıca balın karbonhidrat içeriğinden dolayı, kan şeker düzeylerinde aşırı bir yükselmeye sebep olacağından diyabet hastalarının da bu besini tüketmemeleri uygundur. Eğer çok isterlerse uzman kontrolünde ve glisemi kontrolü sağlanarak tüketimlerine izin verilebilir.
 
Keten tohumu; başta sindirim sistemi olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde sıklıkla kullanılır. Özellikle kabızlık, yüksek kolesterolün düşürülmesi, antienflamatuvar özellikleri ve zayıflamada kullanılır. Bununla birlikte eğer kan sulandırıcı bir ilaç kullanıyorsanız, keten tohumu kullanmayın. Diyabet ilaçları kullananlarda keten tohumu mutlaka uzman kontrolünde kullanılmalı, çünkü kan şekerini hızlıca düşürebilir. Fazla miktarda keten tohumu östrojen miktarını artıracağı için; kistik yapıda vücudu olanların tercih etmemesi önerilir. Ailede rahim kanseri ve yumurtalık kanseri öyküsü varsa, yine keten tohumu kullanımına dikkat edilmelidir veya kullanılmamalıdır.
 
Susam; A, C, E vitaminleri bakımından oldukça zengindir. Ayrıca içeriğinden dolayı; diyabet hastalığında ve anemide tercih edilir. Ancak susam yağlı bir besindir, dolayısıyla simit gibi bol susamlı besinlerin fazlası, kilo problemine sebep olur. Alerjik bir yapıda olanlar için ciltte kızarıklık, döküntü, kaşıntı, baş dönmesi, tansiyon problemi gibi sorunlara yol açabilir.
 

 
Üst solunum yolu hastalıklarında kullanılan ekinezyayı kimler kullanmamalı?
Ekinezya, özellikle iltihap giderici, bağışıklık sistemini uyarıcı, antioksidan ve yara yeri iyileştirici özelliklere sahip birçok kimyasal madde içerir. En çok yararlı olduğu yer üst solunum yolu enfeksiyonlarıdır. Ancak otoimmün hastalıklar (lupus, romatoid artrit), MS ve verem gibi hastalıklarda kullanılmamalıdır. Yan etki olarak baş ağrısı, halsizlik, bulantı, mide ağrısı, kabızlık ve döküntü, görülebilir. Bazı ilaçların etkisini ve yan etkisini artırabilir. 6-8 haftadan daha uzun kullanımının bağışıklık sistemini baskıladığı gösterilmiştir. Bu nedenle 8 haftadan daha uzun süre kullanılmamalıdır.
 
D vitamini yararlı mı, zararlı mı?
Son yıllarda oldukça popüler olan D vitamini, kemik sağlığından, bağışıklığın güçlenmesine kadar birçok faydası vardır. D vitamini eksikliğinin ise diyabet hastalığından, kalp hastalıklarına, depresyondan astıma kadar birçok hastalıkla ilgili olduğu bilimsel çalışmalarla saptanmıştır. Yağda çözünen bir vitamindir. Diyetle alınan kalsiyum ve fosforun bağırsaklardan emilimini sağlar. Ancak D vitamini düzeyinizi kontrol ettirmeden takviye başlamayın. İdeal D vitamini alımı günde 1000-2000 Ü olmalıdır. D vitamini için tolere edilebilir üst sınır tüm yaş gruplarında 4000 ünite, yani 100 mikrogramdır. Fazlalığı ciddi kalsiyum yüksekliğine neden olur. Bu durum kalp-damar hastalıklarına, mide bağırsak hastalıklarına, ruhsal ve sinirsel hastalıklara neden olabilir. Hatta kalp ritim bozukluğu yapabileceğinden ölüme bile neden olabilir. Ayrıca D vitamini fazlalığı kemik döngüsünün durmasına ve kemiğin daha kırılgan hale gelmesine neden olabilir.
 

 
Kemoterapi alan hastalar zerdeçal kullansın mı?
Yeni yapılan bilimsel çalışmaların çoğu zerdeçalın, normal olmayan hücrelerin ve kanser hücrelerinin çoğalmasını engellediğini gösterilmiştir. Özellikle kanser hücrelerinin yaşamasını sağlayan enzimin aktivitesini azalttığı belirtilmiştir. Özellikle kalınbağırsak kanseri riski yüksek olan kişilerde kanser gelişiminin engellenmesinde yararlı olabileceği düşünülüyor. Bununla birlikte zerdeçalın, bazı ilaçlarla birlikte kullanılmaması gerekir (siklofosfamid, irinotecan gibi). Bu ilaçların meme kanserini öldürücü etkisini bozabilmektedir. Ayrıca spastik bağırsak hastalığı olanlarda yakınmaları artırdığı için kullanılmamalıdır. Safra yolları tıkanıklığı, safra taşı, ülser dahil mide-bağırsak hastalığı olanların da bu ürünü kullanmaması gerekir.
 
Her sabah yumurta yemek kolesterolü etkiler mi?
Optimum miktarlarda kolesterol vücudumuz için olmazsa olmazdır. Ancak vücuda gereğinden fazla kolesterol almak bazı sorunların ortaya çıkmasına sebep olabiliyor. Özellikle kanımızda dolaşan kolesterol miktarı arttıkça damar sağlığımız risk altına giriyor. Kolesterolün beslenmeyle yakından bir ilişkisi var. Bu süreçte bizi en yakından ilgilendiren çok da popüler olan yumurta. Yıllarca yumurtanın kolesterolü aşırı yükselttiği ve kolesterol sorunu olanların yumurtadan ve yumurtalı her besinden uzak durmaları gerektiğini düşündük. Ancak, son zamanlarda yapılan bilimsel çalışmalarda yumurtanın kolesterolü öyle sanıldığı gibi yükseltmediği görüldü. Çünkü yumurtanın sarısı yenildiğinde kanda yükselen kolesterolün damarlara çok da zararı yoktur. Ayrıca haftada 3-5 gün yumurta tüketildiğinde de iyi kolesterol dediğimiz HDL kolesterolün de bir miktar yükseldiği bulunmuştur. Ancak her besinde olduğu gibi yumurtada da makul sınırlarda tüketime dikkat edilmelidir. Yani bol bol pastırmalı, sucuklu yumurta yemek yerine arada 1 tatlı kaşığı tereyağında pişmiş sahanda yumurta veya menemen yemenizi öneririm.
 




164dc5d114b54545b7811eaaabd34b7f

Michael Kors Sonbahar / Kış 2018

Michael Kors Collection Sonbahar/Kış 2018 defilesi, New York Moda Haftası kapsamında gerçekleşti.

























































2251f838e4ed4896a7bfbd4df1c01d2f