23 Nisan 2020 Perşembe

Yaz parfümleri...

Yazın kullandığınız parfüm teninize ve havaya uygun olmalı. Ağır parfümlerden kaçınılması gereken yaz mevsimi için gözde yaz parfümlerini derledik...

Este Lauder - Pleasure - Yılların eskitemediği müdavimleri olan bir parfüm. Çiçeksi kokuların arasında en bilinen parfümlerden birisidir. Zambak, şakayık, pembe gül, yasemin gibi birbirinden hoş çiçek kokularını barındırır. Az sıkılması suretiyle yaz için oldukça ideal bir parfümdür.


Caudalie, Parfum Divin - Kesinlikle çok özel bir parfüm. Fas, bulgar gülü ve vanilya, greyfurt gibi kokuların birleşiminden oluşan parfüm özellikle yaz akşamları için tercih edilebilir. Hem yoğun ve hem hafif olması nedeniyle tüm yaz kullanılabilir.


Coco Chanel Mademoiselle - Bir klasik... No5'ın ağır ve kendine has tarz tabiki bu parfümde de mevcut. Fakat Mademoiselle için Chanel serisinin en masum olanı denilebilir. Yumuşak dokusu ve hafif pudramsı kokusuyla yazın en belirgin parfümlerinden...


Lolita Lemprica  Elle L'aime - Beyaz çiçeklerden ilham alıyor. Hindistan cevizi çiçeği, Yasemin ve Ylang Ylang, mür ve sandal ağacının kremsi dokunuşu yaz günlerinde harika bir seçim olacaktır. Sıcağın etkisiyle öğlen etkisi artacak olan ve akşamları daha yoğun kullanılması gereken bir parfüm...


Karl Lagerfeld - Kadınlar için hazırladığı parfümde, kreatörleri Serge Majoullier ve Christine Nagel'le ortak çalışan Lagerfeld, çiçek notalarına bolca yer veriyor. Limon, şeftali manolya ve gül özlerinin yer aldığı parfüm alt notalarında lavanta, misk ve amber ile birleştiriliyor. 


Miller Harris, Citron Citron -  Sicilya limonu, İspanyol portakalı ve Jamaika yeşil limonu, serinletici nane ve fesleğen, yeşil yosunla harmanlanir. Fas sedir ağacı ve kakule ise parfume kalıcı bir arka plan oluşturuyor. E daha ne diyelim bayağı yaz parfümü...


Givenchy Very Irresistible - Givenchy'nin ikonikleşen ve zamansız kokusu Very Irresistible, her daim değerli bir parfüm niteliğinde. 10 farklı gül kokusunu barındıran parfüm ilkbahar, yaz, kış, sonbahar yani her mevsim kullanılabilir...


Acqua di Gioia Giorgio Armani - Temizlik, ferahlık ve serinlik hissiyatı yayan bir parfüm. Her daim duş temizliği yaşamak isteyenler için biçilmiş kaftan!


Burberry Touch -Yoğun, temiz ve çiçek kokularıyla bezenmiş bir parfüm. Özellikle az kullanılması gerekiyor. Vücud kremi ya da başka bir kokuyu kesinlikle bastıracağından emin olabilirsiniz...


Elie Saab - Çiçeksi ve odunsu kokuların birleşimi harika bir koku. Yaz için çok uygun. Odunsu kokuların vücut ısısıyla ortaya çıkacağı göz önüne alınmalı ve öğlen saatlerinde az kullanılması gerekli.


Jimmy Choo - Ünlü moda markası parfümü stilin tamamlayıcı olarak görüyor. Doğru da yapıyor. Yaz kış demeden rahatlıkla kullanılabilecek bir parfüm Jimmy Choo. Diğer parfümlere göre daha uçucu olduğunu hatırlatmakta fayda var. Bu nedenle yanınızda taşımanız gerekebilir.


Body Shop, Love ETC - Body Shop'un en sevilen parfümlerinden birisi. Romantik ve çoşkuyu bir arada barındıran bir parfüm. Çiçek ve pudra karışımı kokusuyla yaz akşamları için ideal. Kıyafetinize sıkarsanız daha yoğun koktuğunu belirtelim...


Lancome Miracle - Ve bir klasik daha... Kehribar, misk, yasemin, zencefil, manolya gibi birçok çiçeği bünyesinde barındıran zarif bir parfüm. Zamansız kullanılan ve geniş bir hayran kitlesi olan Miracle'ın gönülümüzde ayrı bir yeri var...


Victor and Rolf Flowerbomb - Son zamanların en iyi çıkış yakalayan parfümlerinden birisi. Yoğunluk ve dengeyi muhteşem bir şekilde taşıyan özel bir parfüm. Yaz akşamlarında duş sonrasında hafif elbiselere eşlik etmeli...


1b44ac74e82d4495be1fb00af309c5b3

16 Nisan 2020 Perşembe

Beyni güçlendirmek için neler yapılmalı?

Basit yöntemlerle beyninizi ve sinir sisteminizi güçlendirebilirsiniz.



Basit yöntemlerle beyninizi ve sinir sisteminizi güçlendirebilirsiniz.
Beyin sağlığı için çeşitlilik ve merak önemlidir. Yeni şeyler denemek, dünyayı meraklı gözlerle seyretmek dikkatinizi açık tutar; bu da zihinsel kondisyonunuz için idealdir. Özellikle unutkanlık, kafa karışıklığı, dalgınlık gibi durumlardan şikayetçiyseniz, bu beyin egzersizlerini acilen günlük hayatınıza dâhil etmelisiniz:
 
Oyunlar oynayın
Çocukların bir bildiği var! Beyin gelişimleri hızlı bir şekilde ilerleyen çocukların sürekli oyuna yönelmesinden ilham alın ve hayatınıza biraz daha oyun katın. Bulmacalar, özellikle Sudoku gibi sayısal zekanızı da çalıştıran türde olanlar, bilgi oyunları veya herhangi bir sorunu/soruyu çözmenizi gerektiren elektronik oyunlar, beyninizi fit tutmanız için ideal. Uzmanlar her gün 15 dakika ila yarım saat arası oyun oynamanın ideal olduğu görüşünde. Saatlerce bilgisayar başında kalmaktan kaçınıyoruz elbette!
 
Meditasyon yapın
Meditasyonun iyi gelmediği herhangi bir şey var mı? Her gün 10 dakika bile ayırsanız, meditasyon zihninizi boşaltmanıza, sinir sisteminizi rahatlatmanıza yardımcı olabilir. Sadece oturun, nefesinizi dinleyin ve vücudunuzu rahatlatmaya çalışın. Herhangi bir şey yapmaya veya düşünmeye çalışmadan öylece oturmak, sinir sisteminize 'her şey yolunda' mesajı verecek ve beyninizi yoran telaşeden bir miktar uzaklaşma şansı bulacaksınız.
 

 
Gıdalarla beyninizi de besleyin
Sadece karnınızı değil, ruhunuzu ve beyninizi de doyurmak için yemek yiyin. Somon benzeri yağlı balıklar, fındık ve ceviz gibi kuruyemişler, keten tohumu, zeytinyağı gibi gıdalar beyin sağlığı için oldukça önemlidir. Beslenmenize vitamin ve mineral yönünden zengin gıdaları dâhil ederek beyninizi güçlendirebilirsiniz.
 
Vücudunuzu çalıştırın
Vücudunuzla yapacağınız her egzersiz, beyniniz için de iyi bir egzersiz olacaktır. Beyin yeni kas becerileri öğrendiğinde, dengede durmak için çabaladığında gelişir ve güçlenir. Düzenli olarak egzersiz yapmak, beyin sağlığınız için de çok önemli.
 
Yeni bir beceri öğrenin
Hiçbir şey için geç değil! Yeni bir beceri öğrenirken harcadığımız çaba, beynimizin birden fazla bölümünün çalışmasını sağlayarak harika bir beyin egzersizi olarak da işlev görüyor. İster yemek yapmak olsun, ister yeni bir enstrüman çalmak olsun, öğrenme becerilerinizi tetikleyecek herhangi bir yenilik beyninize çok iyi gelecek.
 

 



0ba090e1cf224735812ea723212eea2b

Sağlıklı beslenmede ara öğün var mı, yok mu?

Prof. Dr. Temel Yılmaz, ara öğünler hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı.



Prof. Dr. Temel Yılmaz, ara öğünler hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı.
Sağlıklı beslenme modelinde tartışmalı konulardan biri, ara öğün konusu. Bir grup kesinlikle ara öğün yememek gerektiğini, öğün aralıklarının insülin salımını uyandırmaktan başka bir işe yaramadığını söylüyor. Metabolik diyet olarak isimlendirilen bir programda, 5 saatten önce yemek yemek yasak. Ama gerçek öyle mi? Bu konuda bilimsel çalışmalar ne diyor? Beslenme uzmanı Selda Seçkiner'in Ulusal Diyabet Kongresi'ndeki konuşmasından başlıklar, sağlıklı beslenmede gerçeklerin farklı olduğunu gösteriyor.
 
Öğün süresi herkeste aynı mı?
 
Toplumda otomatiğe bağlanmış kavramlar var. Kahvaltı genel olarak sabah saat 07.00-08.00 arası, öğle yemeği de 12.00-13.00 arası yenir. Öğrenciler için okul saatleri buna göre düzenlenir, işyerinde çalışma saatleri, fabrikadaki düzen hep bu zaman aralığına göre planlanır. Kahvaltı ile öğle yemeği arası 4-5 saat olarak hesaplanır. Oysa herkesin metabolizması farklı. Her yaş grubunda, her cinsiyette, her genetik mirasta, beslenme zamanları ve süreleri farklı. Normal metabolik işleyişte 4-5 saat olan öğün süresi, kişiye göre, sağlık durumuna göre ve hormonal yapıya göre değişebiliyor. O zaman doğru uygulama, kişilerin öğün sürelerinin önceden saptanması.
 
Sağlıklı beslenmede öğün atlamamak gerekir
 
Yapılan çalışmalar; kahvaltı, öğle ve akşam öğünleri incelendiğinde insanların en çok kahvaltı öğününü atladığını göstermiştir. Şu dönem insanlar arasında öğün atlamak moda. Mekary ve arkadaşları, günde 1-2 öğün alan grupta, günde 3 ya da daha fazla öğün alan gruba göre diyabet riskinin daha fazla olduğunu göstermiş. 4 yıllık çalışma, kahvaltıyı atlayan grupta diyabet riskinin yüzde 21 oranında arttığını ortaya koymuş. Yine öğün atlayan grupta, sigara, alkol ve kahve alımının arttığı gözlenmiş. Öğün atlayan kişilerin sadece kiloları değil, kan yağları, insülin düzeyleri de artmakta. Bu nedenle kesin olarak öğün atlamamalı.
 

 
İnsülin direncinde ara öğün şart
 
Ülkemizde ekip olarak yaptığımız "RİSK" çalışmasında, diyabet açısından yüksek riskli olan kişilerde öğün süresi araştırıldı, 12 bin kişide yapılan glikoza insülin yanıtının izlendiği çalışmada, öğün süresinin ortalama 2.5 saat olduğu, 3-3.5 saat sonra ciddi şeker düşüklüğü ve tatlı krizi olduğu gözlendi. Ülkemiz ve aynı kuşakta bulunan Güney Avrupa ülkelerinde öğün saatleri, Kuzey Avrupa ülkelerinden farklı. Tüm ülkelerde hayat, sabah kahvaltıyla yaklaşık aynı saatte başlar, öğlen yemeği benzer saatlerde yenir, ancak Türkiye, İtalya, İspanya gibi güney ülkelerinde gün ışığına paralel akşam yemeği çok daha geç saatte yenir. Öğle-akşam yemekleri arası 7-8 saate kadar uzar, bu nedenle akşam yemek öncesi daha hipoglisemik ataklar vardır ve fazla yenir. Bizde de en ağır yemek, akşam yemeğidir. Bu nedenle kalp krizleri genellikle gece 12.00'den sonra olur. Bu nedenle kişilerin öğün planına ara öğün eklenmesi, beslenme planına göre uygulanmalı. Ara öğün içeriği, metabolik kontrolün durumuna, tedavi planına, hipoglisemi riskine göre düzenlenmeli. Yapılan çalışmalar, karbonhidratları bir defada ve yüksek miktarda almak yerine, daha az ve sık almanın kan şekeri ayarının daha kontrollü olmasını sağladığını göstermiştir.
 
Ara öğünde neyi, nasıl yemeli?
 
"Ara öğünde ne almalı?", "Protein, yağ ve karbonhidrattan hangisi seçilmeli?" sorularının doğru yanıtıyla ilgili birçok çalışma mevcut. Ara öğünde iki önemli kural var: Birincisi, ara öğün günlük alınması gereken kalori içinde alınmalı; ikincisi, ara öğün doygunluk hissi vermeli ve bir sonraki yemeğe aç oturmayı engellemeli. Ara öğünlerde glisemik indeksi yüksek, karbonhidratlı, rafine şekerli, tatlılı ya da yüksek fruktoz ve meyve içeriği olan gıdalardan kaçınmalı. "Meyveyi yoğurtla almak, karbonhidratı nötralize eder" düşüncesi yanlış, aksine yoğurt da karbonhidrat içerdiği için alınan karbonhidrat miktarını ve glisemik yükü artırır. Ara öğünde karbonhidratı, glisemik indeksi düşük tahıllı gıdalardan (çavdar, yulaf) almalı. Yüksek proteinli ara öğünlerin doygunluğu en fazla artıran seçenek olduğu, ara öğünde yağ miktarının artırılmasının fazla kalori alımından başka bir işe yaramadığı gösterilmiştir.
 

 
Ne yapmalı?
 
Sağlıklı beslenmenin temel kuralları içinde 5 önemli noktaya dikkat etmek gerekir:
Kesinlikle öğün atlamayın.
Ana öğüne önce salata veya sebzeyle başlayın. Salata, tüm yemeklerin kan şekeri artışını düşürür.
Uzun süre aç kalmayın ve ara öğün alın.
Ara öğünde, az miktarda glisemik indeksi düşük tahıl ve protein ağırlıklı mönü tercih edin.
Ara öğün alırsanız, günlük total kaloriyi aşmayın.
 
Yazı: Prof. Dr. Temel Yılmaz
 



49de2514f5ac4cae95e3f8b67060dc2a