28 Ocak 2020 Salı

Yüz şeklinize uygun kontür uygulaması

Kontür tekniği yüz şeklinizi ışık ve gölge oyunlarıyla değiştirebilmenizi sağlar.



Kontür tekniği yüz şeklinizi ışık ve gölge oyunlarıyla değiştirebilmenizi sağlar.
Genellikle oval yüz ideal kabul edildiği için bütün yüz şekilleri kontürlenerek oval yüze yaklaştırılmaya çalışılır. Yüzünüze uygun olan kontürü nasıl uygulayacağınızla ilgili ipuçlarını bu yazımızda bulabilirsiniz.
 

 
Oval yüz
Genellikle ideal yüz şekli olarak tanımlanır. Bu yüz sahipleri yine de bazı bölgeleri öne çıkarıp bazılarını geride tutarak daha belirgin hatlara sahip olabilirler. Oval yüzler için kontürün amacı yüzü biraz daha kısaltmak ve genişletmektir. Bu amaçla alnın üstüne, çeneye ve saçların yanaklarla birleştiği kısma kontür, çene ortasına ve yanakların üst kısmınaysa biraz aydınlatıcı uygulayabilirsiniz.
 
 
Yuvarlak yüz
Yuvarlak yüze sahip olanların çeneleri ve yanakları belirgindir. Bu nedenle kontür uygularken amaç, yüzü olduğundan daha ince göstermektir. Elinizde bulunan kontür pudrasını yanak çukurlarınıza ve çene hizasına uygulayarak bu bölgeleri geriye atmış olursunuz. Elmacık kemiklerinizin tam üstüne ve alnınızın orta kısmına doğru da bir aydınlatıcı uygularsanız yüzünüzü daha da inceltmiş olursunuz.
 
 
Kare yüz
Kare yüz şekline sahip olan kişilerin yüz hatları genellikle biraz sert ve keskindir. Bu nedenle kontür uygularken ilk amaç, yüz hatlarını biraz daha yumuşatmaktır. Bunun için alnın yan kısımlarına ve çene hizasına bir miktar kontür uygulayabilirsiniz. Elmacık kemiklerinizin üstüne ve alnın ortasına da uygulayacağınız aydınlatıcı ile dikkati, yüzünüzün öne çıkması gereken kısımlara çekmiş olursunuz.
 

 Üçgen yüz
Kalp yüzlerin en belirgin özellikleri alnın geniş çenenin dar olmasıdır. Yüzün alt kısmını daha geniş, üst kısmını ise daha dar göstermek için kontür uygulamasından yardım alabilirsiniz. Bunun için kontürü öncelikle şakaklara ve alnın üst kısmına uygulayın. Dudaklarınızın üst kısmına da biraz aydınlatıcı sürün.



5f88719822d84cc7964ed9b3ffc051a9

Marka bağımlılığı sizi esir almasın!

Reem Nöropsikyatri Merkezi kurucusu Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, çok kısa bir dönemde geleneksel bir toplumdan, çağdaş bir topluma dönüşme sürecini yaşayan ülkemizde, bu hızlı değişimin bireyler ve aileler üzerinde çeşitli baskılar yarattığını ve bazı uyum zorluklarına neden olduğunu söyledi.



Reem Nöropsikyatri Merkezi kurucusu Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, çok kısa bir dönemde geleneksel bir toplumdan, çağdaş bir topluma dönüşme sürecini yaşayan ülkemizde, bu hızlı değişimin bireyler ve aileler üzerinde çeşitli baskılar yarattığını ve bazı uyum zorluklarına neden olduğunu söyledi.
Geleneksel hayat tarzında bireyin çoğunlukla başkalarının beklentilerini karşılarken ve yardımlaşma önemli iken; çağdaş toplumlarda bireysel varoluş ve kimlik kavramları ön plana çıktığını belirterek,  bu geçiş sürecinin bireyi gelenek toplumunun getirdiği bazı değerlerden ve psikolojik savunma mekanizmalarından da yoksun bıraktığını belirtti.
 
Marka bağımlılığı nedir?
Markaya yönelme yanlış bir durum değildir. Eğer kişi markaya önem vermekle beraber, markalı olsun olmasın hoşuna gittiği her şeyi alıp kullanabiliyorsa mesele yok. Eğer takıntılı olduğu markaları, hayat tarzı haline getiriyorsa ve bunu bir yaşam biçimi olarak varlık sebebi sayıyorsa işte burada bir patoloji var demektir.
 
Marka bağımlılığının, tüketicinin her satın almada, sadece tercih ettiği markayı alma eğilimi olarak tanımlanabileceğini ifade ediliyor. Bireyler takıntılı şekilde marka kullanma davranışlarını tek bir markaya yönelik olarak değil; başkalarının beğenisini, kabulünü, onayını kazanacaklarını düşündükleri, farklı markalardan ürünleri tercih ederek de gösterebilmektedir. Burada önemli olan o malın fiyatı, kalitesi ve kullanım avantajlarından çok, o markanın imajı, yaratacağı etki, marka ile bütünleşerek kendini daha değerli ve önemli hissetme olgularıdır.
Marka kullanımı bireyin kendisini yetersiz, değersiz hissetmesini önlemenin bir yolu gibi algılanıyor
Sonuç olarak karşımıza "Marka bağımlısı" bireyler çıkıyor. Alışveriş tutumlarını sorgulamayan, markanın imajını pek çok şeyin üstünde tutan, estetik kaygıların diğer pek çok şeyin önüne geçtiği bir yaşam şekli ortaya çıkıyor. Çevre tutumları, medya organlarının propagandaları, toplumsal beklentiler ve baskılar, arkadaş gruplarının marka kullanımını teşvik etmesi sonucunda, bireyler bu çılgın tüketim zincirinin bir halkası haline geliyor. Böylece günümüz insanı bir anlamda marka ve o markaların sağladığını düşündüğü imajlara bağımlı hale geliyor. Marka kullanamadığında kendini değersiz, önemsiz birisi gibi algılayabiliyor.
 
Neden markaya sahip olmak için daha fazla para harcıyoruz?
Yaşadığımız dönemde sosyal, kültürel ve teknolojik çevre, ciddi değişimler göstermiş ve buna paralel olarak ailenin yaşadığı ekonomik ve kültürel sorunlar da artmıştır. Herhangi bir ergen günde ortalama 7 saat kitle iletişim araçlarına maruz kalmaktadır. Bu da demek oluyor ki bireyler ciddi şekilde tüketim ekonomisinin, global dünyanın dayattıklarının, çok büyük bir tüketim ağının hedefi halindeler. Gençler arasında oluşan irili ufaklı sosyal gruplar, bu gruplara girmek isteyen ergenler, karşı cins tarafından beğenilmek, hemcinsleri tarafından saygı görmek isteyen bireyler, bu tüketim ekonomisi için ciddi bir pazar durumundadırlar.
 
Her şeyin kredi kartları ile kolaylıkla satın alınabileceği bir ortamda, çok yönlü reklam stratejileri ile tüketimin sınırsızca yapılabileceğinin mesajları verilmektedir. Bütün bu bombardıman altındaki birey, kendine bir çıkış yolu aramakta ve eğer tutunabileceği güçlü bağları, sosyal destekleri, doyum bulabildiği ilişkisel yaşantıları yoksa içindeki boşluk ve anlamsızlık duygusunu tüketerek gidermeye çalışmaktadır. "Kazandıkça harca" telkinleri ile birlikte en önemli amaç daha çok kazanmak ve daha çok harcamak olmuştur. Düşünmek, üretmek, sorgulamak gibi kavramlar günlük hayatımızdan hızla uzaklaşırken, yerine hangi markaların daha iyi olduğu, en iyi mekânların neresi olduğu, nelerin "in" nelerin "out" olduğu konuşmaları almıştır.



4045b0c192f144ff81207351fc46fa68

27 Ocak 2020 Pazartesi

En güzel ağaç dövmeleri

İçindeki doğa sevgisini vücuduna işlemek isteyenlere özel ağaç temalı dövmeler...





























96c1e2235011448bbbc2cca1eab4a0cc

Modası hiç eskimeyen buğulu bakışlar için ipuçları

Marilyn Monroe'dan Audrey Hepburn'e, Türkan Şoray'dan Filiz Akın'a moda ikonu haline gelmiş isimlerin bakışlarına sahip olmak için ipuçları...



Marilyn Monroe'dan Audrey Hepburn'e, Türkan Şoray'dan Filiz Akın'a moda ikonu haline gelmiş isimlerin bakışlarına sahip olmak için ipuçları...
Siyah beyaz dönemlerden günümüze kadar uzanan makyaj modasında kırmızı ruj kadar öne çıkan bir diğer trend ise siyah eyeliner sürülmüş göz kapakları... Audrey Hepburn, Marilyn Monroe gibi modaya yön veren kadınlardan beri hemen hemen her dönem görülen siyah eyeliner sürülü gözleri bugün de birçok kişide görebilirsiniz. Ülkemizde ise bu trend Türkan Şoray ve Filiz Akın gibi isimlerin filmleri ve güzellikleriyle gündemden düşmediği yeşilçam dönemlerinde popülerliğine popülerlik katarak ve bugünlere kadar uzanıyor.
 
Eski dönemlere bağlı kalma taraftarıysanız, göz kapağınızın üzerine süreceğiniz siyah bir eyeliner sizi o zamanlara götürecektir. Bu göz makyajını çok özel gece ve davetlerde uygulayabilirsiniz. Eyeliner modasını günümüze uyarlamak ve daha mat bir görünüme sahip olmak istiyorsanız da siyah göz kalemi ile bu etkiyi yaratabilirsiniz. Göz kalemini düz ve arada boşluklar kalmakyacak şekilde sürerek bu makyajı günlük hayatta da rahatlıkla kullanabilirsiniz. Eğer eliniz yatkın değilse ve bu iki malzemeyi de kullanmakta zorlanıyorsanız bunun da çözümü var. Eyeliner görünümlü, göz kapağına yapıştırabileceğiniz hazır yapışkanlar tam size göre...
 
Eyeliner sürüyorsanız bunu en doğru şekilde tamamlamalısınız. Eyeliner kalın sürüldüğünde gözlerinizi olduğundan daha büyük gösteririr, bu durumu dengeleyen faktör göz alıcı, dolgun kirpikler... Eski dönemlerdeki gibi takma kirpik takabilirsiniz ancak bu makyajın doğallıktan uzak olduğunu düşünüyorsanız çok basit yollarla daha doğal bir görünüme kavuşabilirsiniz. Bunun için tek yapmanız gereken kendi kirpik yapınıza uygun rimeli seçmek ve uygulamak.



e13e10eb229945a0a390f7ad7d2177ef

19 Ocak 2020 Pazar

Böbrek reflüsü nedir?

Vezikoüreteral reflü olarak da bilinen böbrek reflüsü neden oluşur? Tedavisi nasıldır?



Vezikoüreteral reflü olarak da bilinen böbrek reflüsü neden oluşur? Tedavisi nasıldır?
İstanbul Aydın Üniveristesi Florya Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Semih Ayan, böbrek reflüsü hakkında bilgiler verdi.
 
Böbrek reflüsü nedir?
İdrar kesesi içinde depolanan idrarın geriye doğru idrar kanalları ve böbreğe doğru kaçmasına vezikoüreteral reflü (VUR) ya da böbrek reflüsü deniyor. Prof. Dr. Semih Ayan, bu hastalığın daha çok genetik olarak oluştuğunu belirterek teşhisinin anne karnında da koyulabildiğini söyledi.
 
Böbrek reflüsü, böbreğe bakteri ulaşmasını kolaylaştırarak böbrekte efeksiyonlar oluşmasına, böbrek dokusunda kalıcı hasara neden olurken, böbrek fonksiyonunda azalmaya ve idrar kanallarıyla böbreğin genişlemesine yol açıyor. Prof. Dr. Semih Ayan, böbrek reflüsünün en önemli nedeninin böbrekten idrar kesesine idrarı taşıyan kanalının idrar kesesi ile birleştiği kısımda doğumsal bir gelişim kusurunun bulunması olduğunu kayderek, hastalıkla ilgili önemli bilgiler verdi.
 
"Kardeşinde görülme riski yüzde 30"
 
Böbrek reflüsünün, genetik olarak oluştuğu ve bu nedenle aynı aile içinde görülme sıklığının normalden daha yüksek olduğu bilinmektedir. Böbrek reflüsü (VUR) olan bir çocuğun, kardeşinde de aynı durumun görülme olasılığı yüzde 30 civarındadır ve bu nedenle bu hastalık teşhis edilen çocukların kardeşleri de mutlaka kontrol edilmelidir.
 
Böbrek reflüsünün teşhisi nasıl konur?
Günümüzde hemen hemen tüm gebeliklerde ciddi bir takip yapılıyor olması bebek henüz anne karnındayken böbreklerindeki sorunun tespitini de kolaylaşıyor. Kadın doğum uzmanı hekimlerimizden böbrek genişlemesi nedeni ile takip etmemiz için bize gönderilen fötüslerin bir kısmında doğum sonrası testlerle böbrek reflüsü teşhis edilmektedir. Doğum öncesi böyle bir şüphe duyulmayan bir bebeğin ateşli idrar yolu enfeksiyonu geçirmesi halinde ise mutlaka böbrek reflüsünden şüphelenmek gerekir.
 

 
"Kız çocuklarında daha yaygın"
 
En sık karşılaştığımız hasta grubu, okul öncesi yaşta sık tekrarlayan enfeksiyonlar ile gelen kız çocuklarıdır. Bu çocuklarda gündüz-gece idrar kaçırmaları da görülebilir ve genellikle kabızlık da tabloya eşlik eder. Teşhis için yapılan çalışmalara çocuklar için hiçbir yan etki ve zararı olmayan ultrasonografi ile başlanır ve bu yöntemle böbrekte genişleme görülebilir. Ancak ileri derecede olmayan reflülerde bu bulgu ortaya çıkmayacağı için, ultrasonografi teşhis için yeterli değildir. Bebekler ve çocuklar için biraz zahmetli olmakla birlikte şu anda tüm dünyada böbrek reflüsü şüphesi olanlar için kullanılabilen en iyi teşhis yöntemi, idrar kanalından mesaneye ince bir kateter takılması ile ilaç verilip, doldurma ve işeme esnasında görüntülerin alınması şeklinde yapılan radyolojik uygulamadır.
 
Böbrek reflüsünün tedavisi nasıldır?
Tedavide öncelikli amacımız böbrek reflüsüne yol açabilecek mesane problemleri olup olmadığını anlamak ve bunları çözmek olmalıdır. Mesane çıkışında tıkanıklığa neden olan anormallik varsa ortadan kaldırılır, aşırı kasılmalar oluyorsa gevşetici ilaç tedavisi başlanabilir. Tedavi için cerrahi müdahale gereken durumlarsa şöyledir; birincisi teşhis edildiğinde yüksek dereceli olan VUR'ler, ikincisi 3. derecede olsa da iki taraflı olan ya da ağır böbrek dokusu kaybı olan ve böbrekte yeni enfeksiyon risklerinin göze alınamadığı durumlar ve üçüncüsü ise koruyucu antibiyotik tedavisine rağmen engellenemeyen enfeksiyon ataklarının olması. Ayrıca VUR'a bağlı olarak böbrekte doku kaybı olan çocukların kan basıncı ölçümleri de mutlaka düzenli olarak yapılmalıdır. Çocukluk çağında yüksek tansiyonun başta gelen nedenlerinden birisinin böbrek reflüsü ve geçirilmiş enfeksiyonlar sonrası skar (yara izi) gelişimi olduğu unutulmamalıdır.
 




0758d58fce6b4769aafe927815bacd31

Suda forma girin

Prof. Dr. Semih Akı, "Su bazlı egzersizler, karada yapılan egzersizlere göre çok daha avantajlı" diyerek vücudu güçlendirip forma sokacak egzersizleri anlattı.

Su içinde yürüme: Öne, arkaya, yanlara yürüyüşle başlayıp bacakları karına çekerek yüksek adımla yürüyüş yapılır.

 


Su içinde bisiklet çevirme: Havuzun köşesine yaslanılır ve yarı yatay pozisyonda su içinde bisiklet çevrilir.


Su içinde oturma: Sandalyede oturuyormuş gibi oturulur ve diz bükülüp topuk kalçaya doğru çekilir.


Karın ve gövde için: Sırt arkasındaki kasları güçlendirmek için yüzüstü yüzülür. Su içinde ayakta durulurken karın kasları kasılı tutulur ve bırakılır. Bu sırada nefes tutulmaz. Aynı egzersiz kol ve bacakhareketleriyle birleştirilir.

 


Kalça için: Elle havuz kenarından destek alınarak su içinde ayakta durulur. Kalçalar sırayla öne- arkaya-yana kaldırılır, içe ve dışa döndürülür. Havuzun köşesine yaslanılıp su içinde bisiklet çevrilir.


Omuz için: Omuzlar su içinde sırayla öne arkaya-yana kaldırılır, içe ve dışa döndürülür.


Dirsek için: Dirsekler su içinde açılıp kapatılır, itilip çekilir.

 


Diz için: Elle havuz kenarından destek alınaraksu içinde ayakta durulur. Su içinde mini çömelme yapılır. Sonra diz bükülür ve topuk kalça arkasına yaklaştırılır.


Ayak bilek için: Elle havuz kenarından destek alınarak su içinde ayakta durulur. Sırayla topuk üstünde ve parmak ucunda durulur ve ayak bilekleri döndürülür.


Kimler yapmamalı?

Prof. Dr. Semih Akı, spor yaralanması ile kalça-diz protez ameliyatı sonrası, kalça ve diz eklem kireçlenmesi,omuzda hareket kısıtlılığı, eklem ve yumuşak doku zorlanmaları, bel ağrıları gibi rahatsızlıklarda su için egzersizlerinin faydalı olabileceğini belirtiyor. Ancak Akı, kontrol altına alınmamış kalp ve solunum yetmezliği, böbrek yetmezliği, kontrol altına alınamayan epilepsi, enfeksiyon ve ateş yüksekliği gibi rahatsızlıklarda ise önermiyor.


5d3980269d414e2d9b9af0d0908191d8

14 Ocak 2020 Salı

Beyin detoksu nedir?

Dr. Mehmet Yavuz, vücudumuz kadar beynimiz de detoksa ihtiyaç olduğunu açıkladı. İşte beyin detoksu yapmanın yolları!



Dr. Mehmet Yavuz, vücudumuz kadar beynimiz de detoksa ihtiyaç olduğunu açıkladı. İşte beyin detoksu yapmanın yolları!
Beyin yorgunluğu, beynin işleyişinin aksaması gibi durumlar, kişilerin özel ve iş yaşamlarında sıkıntılar yaşamasına neden oluyor. İşte bu noktada vücuda olan olumlu etkileriyle tanıdığımız detoks devreye giriyor.Beyin detoksu, beynin fazla ve gereksiz verilerden arınmasını sağlayarak, etkinliğini olumlu yönde artırıyor. Reem Nöropsikiyatri Merkezi'nden Dr. Mehmet Yavuz, konuyla ilgili görüşlerini paylaşıyor.
 
Beyin detoksla dinlenirken, verimliliği de ciddi ölçüde artıyor
 
Beyin detoksunda öncelikle bellekteki bilgileri kategorize etmek gerekir. Çünkü bellekteki bilgi kirliliği ve fazlalığı, beynin verimliliğine zarar verir. Bu anlamda belleğe kalıcı bilgiler göndermek için, önce dikkatinizi o konuya yöneltip yoğunlaşmanız gerekir. Bu amaçla, öğrenmek istenilen şeyin imgesel kopyasını (fotoğrafını çeker gibi), zihne gönderilmelidir. Öğrenilenler geçmişte oluşturulan albümlere eklenir, böylelikle hem bilgiler birbiriyle birleştirip bağlantılar kurulabilir hem de daha kolay hatırlama sağlanır.
 
Zihinde depolanacak konu ile alakalı bir albüm olduğu halde yeni bir albüm oluşturulursa, zihninizde bilgi kirliliği oluşur. Öğrenilen bu yeni bilgiden, farklı yorumlar ve açılımlar yapılamazsa, sadece ezberleme yapılmış olur. Üstelik yeni bilgiler hızla unutulup, hafıza kayıtlarından silinir. Eğer öğrenilen şey yepyeni bir bilgi ise, ona yeni bir klasör açıp, daha sonra o konu ile alakalı diğer bilgiler de aynı yere atılmalıdır. Bu şekilde bellekte düzenli bir dosyalama sistemi kurmak, öğrenilen bilgilerin çok çabuk hatırlanmasını ve doğru analizler yapılabilmesini sağlar. Böylelikle beyin detoksunun en önemli adımı atılmış, zihin fazlalıklardan arındırılmış olacaktır.
 

 
Zihin egzersizleri, beyin detoksunun etkisini artırıyor
Sürekli zihinsel egzersizler yapmak beyin yorgunluğuna engel olur, unutkanlığı önler. Zihin antrenmanları, yeni beyin hücreleri oluşmasına neden olmaz. Ancak beyin hücreleri arasında yeni bağlantıların oluşmasını sağlar. Uzun süre öğrenme sürecine ara verildiğinde, beyindeki bazı bağlantılar kaybolmaya başlar. Buna bağlı olarak da öğrenme güçleşir ve bellek zayıflar. Bu nedenle, zeka oyunları ve matematiksel çözümlerle beyin güçlendirilmeli, öğrenme süreci kesintisiz sürdürülmelidir. Böylelikle beyin detoksunun olumlu etkileri artırılmış olur.
 



62b1c5853852458c8fcc0d6f84fe3671

Makyaj trendi: Renkli kaşlar

Sıra dışı olmayı seven herkesi bu akıma davet ediyoruz.

Kaşlarınızı pembeye boyayın ve yukarı doğru tarayın.


Göz kapaklarınıza nude far sürün.






Kıvırdığınız kirpiklerinize maskarayı olabildiğince yoğun sürün.


Dudaklarınıza sadece gloss uygulayın.


Ve bitti.



84523412eda14d2490ff1b8223e0e3b2

6 Ocak 2020 Pazartesi

Vazgeçilmez kadın olmanın sırları

Karşı cinse daha çekici nasıl görünürüm ya da onun için vazgeçilmez kadın nasıl olurum gibi düşünceler birçok kadının aklını kurcalıyor. Hem kendiniz olmak hem de sizi vazgeçilmez görmesini sağlamak bunları yaparak mümkün...

Kendinize güvenin

Kendi sınırlarını bilen, kendi karakterini, zayıf ve güçlü yanlarını tanıyan ve bunları olduğu gibi kabul eden kadınlar erkekler için her zaman çekicidir. Sizin kendi değerinizin farkında olup kendinize güvenmeniz onu da etkileyecek ve sizin hakkınızda olan düşüncelerini olumlu yönde değiştirecektir.

Eğlenceyi ön planda tutun

Hem kendiniz hem de onun için eğlenecek aktiviteler ya da anlar yaratın. Mutluluğunuza önem verin. Erkekler eğlenmeyi bilen kadınlar ile daha çok vakit geçirmek ister.

Gizemli olun

Sizi merak etmesine izin verin. Bunun için özel bir çaba sarf etmeyin ancak hayatınız ile ilgili her detayı paylaşmayın. Böylece sizin sürprizler ile dolu olduğunuzu düşünecek ve daha çok merak edecek.

İyi bir dinleyici olmak

Onun problemlerine kulak verin ve oldukça anlayışlı davranmaya çalışın. Problemleri için çözümler üretin ancak yargılamayın.

Gülümseyin

Pozitif enerji erkekler için başlı başına bir vazgeçilmez. Bu neden ile bol bol gülümseyin. Doğal olun. Pozitif enerjinizi onun da hissetmesine izin verin.

a45063835f854e8e84bc34be2ae44d1b